Arkadaşlar kendilerine göre bir adalet sistemi istiyorlar. Hakimleri,
savcıları kendi istedikleri gibi seçebilecekleri, olur da istedikleri
gibi karar vermeyen bir hakim olursa istedikleri yere sürebilecekleri
bir sistem istiyorlar. Anayasa değişikliği içinde
sıkıştıracaklarından biri de bu... Diyorlar ki 'Halkın iradesini biz
temsil ediyoruz. O hakimleri atayacak kurulun üyelerini de biz seçeriz.' Yani
sen yüzde 42 oy aldın diye halk sana 'İstediğini yap' demiş manasına
geliyor bu. Çal, çırp, peşkeş çek, onun bunun işini yap, komisyon
al... Sonra iş yargılanmaya gelince... Seni yargılayacak hakimi
atayacak kurulun üyesini sen seç. Nasıl güzel memleket değil mi?
*** Mesela
Melih Gökçek ağlıyor televizyonda; '6 yıl önceki fiyatlara dönmeyi
kim kabul edebilir. Böyle şey olur mu?'diyor... O Melih Gökçek'in
yönettiği Ankara'da Tekel işçileri aylarca aç bilaç yattılar. Soğukta
titrediler. Ne için peki? 6 yıl önceki maaşlarına dönmemek, hak ettiklerini
geri vermemek için... Peki ne yaptı Melih Gökçek? Yardım etti mi? Isınmaları
için odun gönderdi mi? Seçimlerden önce millete don, gömlek dağıtan
Gökçek, Tekel işçilerine bir tas sıcak çorba verdi mi? Şimdi
ağlıyor... 'Belediye iflas eder' diyor. İntikam almak için, öyle
olmaz böyle olur demek için otobüslerin sefer sayılarını azaltıyor. Duraklarda
üst üste bekleyen Ankaralılar da herhalde içlerinden 'Bize müstahak'
diye geçiriyorlardır. Bu arada... Ankara Büyükşehir Belediyesi
Basın Danışmanlığı'nın bana 'Biz sizi biliyoruz zaten' konulu bir mail
atmasına gerek yok. Zahmet etmesinler... Ben kendimi biliyorum
zati...