Zam...

Nihat Sırdar


Benzine zam haberi verince genelde dinleyicilerden gelen mesajlar aynı olur.           

-Ben her seferinde 50 liralık benzin alıyorum, bana koymaz...

-Valla ben şirket arabası kullanıyorum beni ilgilendirmez...

Hadi ilkini anlıyorum...

Kişisel enayilik...

Peki ikincisini yazan, “ben vermiyorum parasını şirket   veriyor” diyenin hiç mi kafası çalışmaz arkadaş?

Çalıştığı şirketin giderleri akaryakıt yüzünden artınca kendisinin de işten çıkartılabileceğini hiç mi akıl edemez?

Yalnız bu sefer durum farklı...

“Bana koymaz”cıların gazeteci versiyonu olanlar bile mırın kırın etmeye başladı benzin fiyatları konusunda...

Böyle fiyat olur mu?

“Bu kadar vergi alınır mı” gibi kimi serzenişler var...

Ama hakikati onlar da biliyorlar.

Biliyorlar ki bizim milletimizin bu konularda tepki vermek gibi bir huyu yok.

İşin fenası bunu iktidar da biliyor.

O nedenle yaslıyor zammı.

E benzinin fiyatı 3,5 liraya dayandığına göre bizim geleneksel hikayeyi anlatmamız icap ediyor.

Vakti zamanında padişahın biri bakarmış ki hazine boşaldı, dayarmış vergiyi, dayarmış vergiyi...

Yeni bir saray mı yapılacak?

Daya vergiyi...

Hazinede para yok ama padişaha yeni bir kalyon mu yaptırılacak?

Daya vergiyi...

Bu böyle sürüp giderken bir gün padişahın ya fazla oksijenden ya da kafasına bir şey düştüğü için aklı başına gelmiş ve şunu sormuş kendi kendine;

-Yahu bu kadar vergi almıyoruz. Devletin kapıkullarına üç kuruş zam veriyoruz. Açlık sınırının altında yaşıyorlar, biz burada zevk-ü sefa içindeyiz.

Neden bunların hiç sesi çıkmaz?

Niye isyan etmezler?

Bu soruları vezirlerine sorunca onlar da şaşırmış bizim padişaha bir şey mi oldu acaba diye ama sonradan “Yine değişti demek ki” diye seslerini çıkarmamışlar.

Hemen sarayın yanı başında kurulmuş şehrin ana yolu bir köprüye çıkarmış. Vakti zamanında padişah da halk meclisi kadısına araba alınacak diye buradan geçişe vergi koymuş.

Demiş ki vezirlerine;

-Tez bu köprüden çıkışa da vergi konula. Bakalım isyan edecek mi benim halkım...

Giriş 1 akçe, çıkış 1 akçe olmuş...


İsyan eden?
Yok...

Kızmış padişah...

“Bu nasıl tebaa. Bu kadar vergiye, bu kadar zulme nasıl ses çıkarmazlar. Tez en son Afrika açılımından getirdiğimiz yiğitlerden birini köprünün ortasına koyun. Geleni geçeni becersin” demiş...

Yiğit kurulmuş köprüye...

Giriş 1 akçe...

Yiğitten devlet emri muamele...

Çıkış 1 akçe.

Tepki, isyan?

Yine yok.

Padişah zıvanadan çıkmış.

Atlamış atına, önünde arkasında fedailer gitmiş şehrin meydanına.

Toplamışlar tüm halkı...

Padişah sormuş;

-Ey halkım yok mu benden, devletinizden bir şikayetiniz?

“Padişahım çok yaşa” diye haykırmış halk...

Daha da kızmış devletlu...

-Yahu hiç mi kızmazsınız, hiç mi isyan etmezsiniz siz? Eğer tek bir şikayet bile duymazsam bugün benimle ilgili, hepinizin kellesini vurdururum ona göre...

Kalabalığın içinden cılız bir el yükselmiş...

Tamam demiş padişah, “Ey sevgili vatandaşım come here.”

-Söyle bakalım nedir devletinden şikayetin?

-Estağfurullah devletlum. Ne şikayeti?

-Kızdırma beni adam. Kellen gidecek. Söyle bakalım nedir sıkıntın, isyanın?

-Padişahım bizde zinhar isyan olmaz devlete. Yalnız şu bizim köprü var ya?

-Evet köprü. Çok vergi alıyoruz değil mi sizden o köprü için?

-Yok padişahım ne haddime.

-E o zaman nedir sıkıntın?

-Şu köprünün ortasındaki yiğit var ya...

-Ya değil mi? Böyle devlet olur mu? Vatandaşını köprüden geçti diye becerttirir mi? Ona isyan ediyorsunuz değil mi?

-Yok devletlum. Sıkıntımız başka...

-Nedir be adam?

-Hani hazır Afrika’da bu ara yeni sefaretler de açıyoruz. Birkaç yiğit daha gelse de biz de beklemekten kurtulsak. Tek yiğit olunca kuyruk çok uzun oluyor...

Bu benzin 5 lira da olur, olur da...

Bizden hiçbir şey olmaz...

Nasıl olsa hep 50 liralık alıyoruz.

AKŞAM



Üyelik

Siteye giriş yapmamışsınız.





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu?Kayıt Ol